Karaciğer yağlanması, belirtileri, tanı ve tedavisi

1 of
Önceki İleri

Bilgi

    Açıklama

    Karaciğer hücrelerinde normalden fazla, hatta bazen aşırı derecede yağ toplanması anlamına gelen karaciğer yağlanması siroz evresine kadar belirti vermeyebiliyor. Karaciğer yağlanmasının önüne ise sağlıklı beslenme tarzı, spor geçebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü Uzmanları karaciğer yağlanması hakkında bilgi verdi.

    Karaciğer yağlanması nedir?

    Karaciğerin ana yapı elemanı hepatosit, yani karaciğer hücresidir. Yağlı karaciğer hastalığında yağ damlacıklar halinde hepatosit yani karaciğer hücresi içinde (sitoplazma) birikir  (Şekil-1). Mikroskopta beyaz yuvarlak, oval globüller (makroveziküller) şeklinde görülür. Bu sebeple makroveziküler yağlanma olarak tanımlanır. Hücreler şişer ve neticede karaciğer büyümesi olur. Normal karaciğerde, hepatositlerin %5’inde söz konusu yağ damlacıkları görülebilir. Daha fazlasına (>%5) karaciğer yağlanması, ya da alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı (ADYKH) denir.

    Karaciğerde yağlanma oranı >%30 olunca laboratuvar ve/veya klinik belirtiler ortaya çıkar. Bunlar muayene veya ultrasonografide (US) saptanan karaciğer büyümesi, karaciğerde US ile gösterilen yağlanma ve kanda ALT ve GGT gibi karaciğer testlerinde ılımlı (normalin 1-2 katı arası) yükselmelerdir.  Ayrıca bu hastalarda sıklıkla kilo fazlalığı, diyabet,  hiperlipidemi ve hipertansiyon gibi yandaş hastalıklardan biri veya bir kaçı olabilir. Mikroveziküler yağlanmada ise yağ daha küçük ve mikroskopta belirgin olmayan partiküller halindedir. Bu durum çok daha seyrektir ve bazı özel durumlarda  (gebelikte görülen akut karaciğer yağlanması, valproate ve antiretroviral ilaçlara bağlı karaciğer hasarı ve Reye sendromu gibi) görülür.

    Karaciğer yağlanması belirtileri nelerdir?

    Karaciğer yağlanmasının özel bir klinik belirtisi yoktur. olanlar siroz gelişene kadar normal bir hayat sürerler. Genellikle eşlik eden hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı, DM ve şişmanlık kaynaklı sorunlarla uğraşırlar.

    Karaciğer yağlanmasının tanısı nasıl konulur?

    Genel sağlık kontrolü veya bir hastalık sebebiyle yapılan biyokimyasal tetkikler sırasında, karaciğer testlerinin (sıklıkla ALT ve GGT) yüksek bulunması veya üst karın ultrasonografisinde karaciğerde yağlanma saptanması tanıya giden ilk adımdır. Bazen bahsedilen risk faktörlerine sahip olmayan kişilerde de karaciğer yağlanması olabilir. Genetik faktörlerin rolü söz konusudur. Alkol alan ama bunu gizleyen hastalar da tanı güçlüğü yaşanabilir.

    Yani bu hastalar sık doktora giden kişilerdir. Genellikle üst karın ultrasonografisinde karaciğerde yağlanma ve büyüme tanısı konur. Bazen de rutin yapılan testler olan ALT, AST ve GGT gibi karaciğer testleri yüksek çıkınca araştırılan hastada yağlı karaciğer hastalığı tesbit edilir. Tabi ki ADYKH tanısı konulmadan önce belirlenen sınırın üzerinde alkol alınmasına bağlı alkolik karaciğer hastalığı, viral hepatitler (hepatit B ve hepatit C), ilaç toksisitesi (kortikosteroidler, tamoksifen, amiadarone, methotrexate, lomitapide ve mipomersen gibi),  Wilson hastalığı (karaciğerde bakır birikmesi ile karakterli), hemokromatozis, alfa-1 antitripsin eksikliği ve otimmun hepatitler gibi hastalıklar ekarte edilmelidir. Ayrıca açlık, süratli zayıflama, parenteral (damar yolu ile) beslenme, Abetalipoproteinemi ve Lipodistrofi makroveziküler karaciğer yağlanması yapan ve konumuz dışında kalan hastalıklardır.

    Sadece karaciğer yağlanması olan hastalarda seyir iyi huyludur ve siroza ilerleme riski düşüktür.  Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı olanlarda hastalığın gidişatı ile ilgili en önemli bulgu karaciğerde iltihabi aktivite ile birlikte fibrozisin yani bağ dokusu birikmesinin olması ve fibrozisin derecesidir.  Gerek siroza ilerleme ve gerekse hepatoselüler karsinoma (HSK)  ve diğer komplikasyonların gelişmesi hususunda  yol göstericidir. Fibrozisin tesbiti ve derecesini belirlemede ideal olmayan altın standart karaciğer biyopsisidir. Ancak gerek biyokimyasal testlerle yapılan değerlendirmeler, gerekse karaciğerin doku sertliğini, ya da elastikiyetini ölçen Elastografiler (Fibroscan, US ile elastografi ölçümü, MR Elastografi)  son derece yararlı bilgiler sağlar. Gerekirse bunlardan sonra da biyopsi yapılabilir.

    Karaciğer yağlanmasının tedavisi nasıldır?

    Karaciğer yağlanmasının tedavisinde ilk adım hastanın kilo vermesidir. Yapılan araştırmalara göre bir hasta kilosunun yüzde 10’unu verirse karaciğer hastalıkları gerilemektedir. Kilonun yüzde 5’i verildiğinde olumlu iyileşme başlamaktadır. Eşzamanlı olarak diyabet varsa onun da regüle edilmesi, şeker düzeyinin belirli sınırlarda tutulması, diyet artı ilaçlarla şekerin düzenlenmesi. Kolesterol varsa yine diyet ve ilaçlarla hastanın karaciğer yağlanması sorunu azaltılabilir, karaciğerin eskiye dönüşü sağlanabilir. Bu hastaların çoğunda kolesterol ve trigliserid yüksekliği görülmektedir. Yapılan araştırmalarda yağlanmadan dolayı karaciğer testleri yüksek hastalarda kolesterol ve trigliserid yüksekse kolesterol düşürücü ilaçların kullanılmasının karaciğere yararlı olduğu görülmüştür. Unutulmaması gereken kural, her kim olursa olsun kolesterol ilaçları başlandığında üçüncü- dördüncü aylarda kontrol amaçlı karaciğer testlerine bakmak yararlıdır. Kilo vermenin yöntemi diyet ve egzersizdir. Akdeniz mutfağı son derecede yararlıdır. Kilo vermek için etkili bir beslenme türüdür. Ayrıca haftanın üç ya da dört günü mutlaka yürüyüş, yüzme veya spor salonunda yapılan aktiviteler olmalıdır. Böylece hastanın karaciğeri düzelebilir. Eğer hastalık ilerlerse son çare karaciğer nakli olabilir. Karaciğer yağlanması olan hastalar nakilde de özel bir grubu oluştururlar çünkü kilolu hastalar karaciğer nakli de görece zor olmaktadır. Bu hastaların zayıflaması önceliklidir. Hastalık ilerlemeden kilo vererek, egzersizle önceki hedef olmalıdır.

    Sık sorulan sorular

    Karaciğer yağlanması nasıl önlenir?

    Basit önlemlerle karaciğer yağlanmasının önüne geçilebilir.

    Karaciğer yağlanmasına karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralayabiliriz;

    • Günde 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmalıdır.
    • Ağırlıklı egzersizle beraber kas egzersizleri de yapılabilir.
    • Metabolizmayı düzenleyen beslenme alışkanlıkları ve özellikle Akdeniz tipi diyet tercih edilmelidir.
    • Tekli doymamış yağ asitleri içeren zeytinyağı, balık ve sebze tüketilmelidir.
    • Yağdan, rafine şekerden ve unlu mamullerden kaçınılmalıdır.
    • Raf ömrü olan, koruyucu içeren, kapalı kutulardan uzak kalınmalıdır. 

    Obezite karaciğere zararlı mıdır?

    Giderek artan obezite, insülin direnci ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının neden olduğu karaciğer yağlanması kalp damar hastalıkları ve beyin damar hastalıklarına maruz kalma olasılığını ciddi oranda artırmaktadır. Şeker hastalarının insülin direnci yükseldikçe karaciğer yağlanması görülme riski aynı oranda artmaktadır.

    Karaciğer yağlanması siroza çevirir mi?

    Evet çevirir. Siroz evresine kadar hiçbir belirti vermeyen hastalık sinsice ilerlemektedir. Karaciğer belirti verdiğinde hasta artık siroz olmuştur. Tedavi süreci çeşitli ilaçlarla gerçekleşmektedir ancak sağlıklı ve düzenli beslenme ile fiziksel aktivite en faydalı tedavi biçimidir. Obezite, şeker hastalığı ve ilk tanı konulduğunda karaciğer dokusunda yağlanmanın (steatoz) yanı sıra karaciğer iltihabı (hepatit) ve bağ dokusu gelişimi (fibrozis) bulunan hastalarda (bu tabloya “non-alcoholic steatohepatitis” NASH-alkol dışı karaciğer yağlanması ve iltihabı denir) siroz riski yüksektir. Bunlar daha yakından izlenmeli ve yağlanmaya yol açan bozukluklar giderilmeye çalışılmalıdır.

    Karaciğer yağlanmasında alkol etkili midir?

    Alkol karaciğer için toksik bir maddedir ve uzun süre, belirli miktarda alkol alanlarda karaciğerde ilk oluşan değişiklik yağlanma ve büyümedir. Süreç devam ederse alkolik hepatit (karaciğer iltihabı), bağ dokusu artışı (fibroz) ve zamanla siroz gelişebilir. Bu çok iyi bilinen bir konudur. Kuzey Amerika ve Batı ve Doğu Avrupa ülkelerinde karaciğer sirozu, karaciğer nakli ve karaciğer kanserinin en sık sebepleri arasında  alkol, kronik viral hepatitler (hepatit B, hepatit C  ve hepatit D) ve alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı (ADYKH) ile birlikte ilk 3 sırada yer alır. Türkiye’de ise alkol tüketimi bu ülkeler göre çok daha azdır ve alkol karaciğer sirozu ve kanseri olan hastaların %10’unda altta yatan etkendir.

    Alkol dışı karaciğer yağlanmasının tanısı için gerekli şartlardan birisi kadınlarda günde 10gr, erkeklerde günde 20gr. dan fazla alkol alınmamış olmasıdır.  Bu sebeple hiç alkol almayan veya belirlenen sınırdan daha az miktarda alkol alanlarda meydana gelen  ve klinik, laboratuvar ve histolojik bulguları ve uzun vadeli sonuçları bakımından alkolik karaciğer hastalığına benzeyen;  başlangıçta yağlanma, takiben iltihap ve bağ dokusu gelişimi ve sonunda siroz ve başta hepatoselüler karsinoma (HSK) olmak üzere sirozun komplikasyonları gelişen bu hastalar alkol dışı karaciğer yağlanması başlığı altında yer alır.

    Alkol dışı karaciğer yağlanması sıklıkla metabolik sendrom dediğimiz; obezite (şişmanlık), tip II diyabet, hiperlipidemi ( ya da dislipidemi), hipertansiyon ve bazı diğer risk faktörleri ile birliktedir.  Obesite ADYKH için en sık ve en iyi bilinen risk faktörüdür.

    Karaciğer yağlanmasına ne kadar sıklıkla rastlanır?

    Karaciğer yağlanması çok sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Türkiye ve gelişmiş batı ülkelerinde obezite, hiperlipidemi ve aşikar-gizli şeker hastalığı toplumun en az üçte birini etkileyen ciddi sağlık sorunlarıdır. Dolayısıyla bu kişilerin çoğunda görülen karaciğer yağlanmasına da çok sık rastlanır. Hatta karaciğer yağlanmasına en sık rastlanan karaciğer hastalığı bile denilebilir.

    Alkol almamak karaciğeri korumak için yeterli midir?

    Alkol almamak karaciğeri korumak için yeterli bir önlem değildir. Özellikle ülkemizde sirozun sadece %10-15’inin sebebi alkoldür. Türkiye’de sirozun en sık sebebi hepatit B ve hepatit C olmaya devam etmektedir. Üzerinde durduğumuz alkol dışı yağlanma giderek artan sıklıkta siroza sebep olabilen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Sağlıklı beslenme ve düzenli spor ile sağlanacak uygun kiloya ek olarak, hiperlipidemi ve glikoz metabolizması bozuklukları ile sıkı mücadele işin esasını oluşturmaktadır. Bu sadece karaciğer için değil, genel sağlık için de gerekli olan bir yaklaşımdır.

    Karaciğer yağlanmasına ne sebep olur?

    Aşırı kalori alımı, yanlış ve dengesiz beslenme, yağ ve karbonhidrat tüketimindeki artış, rafine ürünler, doğal olmayan besinler ve tabi ki hareketsiz, sporsuz yaşam. Sonuç şişmanlıktır. Şişmanlıkla beraber cilt altı yağ dokusu ve daha tehlikelisi organ çevresi yağ dokusu gelişiyor ve artıyor. Bunlar olurken vücudumuzun metabolizma fabrikası olan karaciğerin de yağ biriktirmesi kaçınılmaz oluyor.

    Karaciğer yağlanması ciddi bir sorun mudur?

    Evet, karaciğer yağlanması ciddi bir sorundur. Ama önce karaciğer yağlanması nedir? Onu konuşalım. Karaciğer hücrelerinde yağ birikmesinin (karaciğer yağlanması) esas bozukluk olduğu durumların başında alkole bağlı karaciğer hastalıkları (alkole bağlı karaciğer yağlanması, akut alkolik hepatit, alkolik siroz gibi) gelir. Ancak son yıllarda giderek artan şekilde, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının da ciddi karaciğer hastalıklarına yol açabildiği ortaya konmuştur. Bu durum “alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı hastalığı” (İngilizce literatürde “non-alcoholic fatty liver disease” – NAFLD olarak geçer) olarak isimlendirilir.

    Karaciğer yağlanmasına ne iyi gelir?

    Kilo vermek ve egzersiz karaciğer yağlanmasına iyi gelmektedir. Akdeniz tipi beslenme ve haftada 3-4 gün egzersiz yapılmalıdır. Ayrıca karaciğer için en faydalı besinlerin arasında kahve gelmektedir. Günlük kahve tüketimi karaciğer yağlanmasının yanında karaciğer kanserine bile iyi gelebilmektedir. Kamuoyunda karaciğer yağlanmasına iyi geldiği bilinen enginar ve deve dikeni kahve kadar etkili sonuçlar vermemektedir. Günde 3 fincan kahve karaciğer hastalarının tedavi sürecine olumlu faydalar sağlamaktadır.

    Karaciğer yağlanması diyeti nasıl yapılır?

    Metabolizmayı düzenleyen beslenme alışkanlıkları ve özellikle Akdeniz tipi diyet tercih edilmelidir. Tekli doymamış yağ asitleri içeren zeytinyağı, balık ve sebze tüketilmelidir. Yağdan, rafine şekerden ve unlu mamullerden kaçınılmalıdır. Raf ömrü olan, koruyucu içeren, kapalı kutulardan uzak kalınmalıdır.

    Karaciğer yağlanması ilaç ile düzelir mi?

    Bu konudaki en doğru bilgiyi doktorunuzdan alabilirsiniz. İnternette ‘karaciğer yağlanması kürü’, ‘Karaciğer yağlanması ilacı’ şeklinde geçen ürünlere inanmamak gerekmektedir. Bir gastroenteroloji uzmanı size doğru yönlendirmeleri yapacaktır.

    Karaciğer yağlanmasına iyi gelen besinler nelerdir?

    Enginar: A ve B vitaminlerinden zengindir. İdrar sökücü ve antioksidan özelliği bulunan enginar karaciğer hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilir

    Bulgur ve baklagiller: Çay şekeri, çikolata, bal, reçel, kola, gazoz gibi basit şekerli gıdalar az tüketilmelidir. Basit şekerler kan şekerinin hızlı yükselip düşmesine neden olur. Bunun yerine kan şekerinde ılımlı yükselmeye neden olan ve kan şekerinin uzun sürede istenen düzeyde kalmasını sağlayan bileşik şekerli gıdalar önerilir. Karaciğer hastalarında makarna, bulgur, sebzeler, baklagiller, sütlü tatlılar, bulgur pilavı gibi bileşik şeker içeren gıdalar önerilir.

    Et ve yumurta: 1 yumurta büyüklüğündeki et, bir yumurta ve 4 yemek kaşığı bakliyata eşdeğerdir. Beslenme de değişim bu oranlar göz önüne alınarak yapılmalıdır.

    Süt ürünleri: 1 su bardağı süt, bir su bardağı yoğurt, bir kibrit kutusu peynir ve 2/3 kibrit kutusu kaşar peyniri eşdeğerdir. Yoğurt tüketilen gün karşılık gelen süt veya peynir azaltılmalıdır.

    Tahıllar: 2 dilim ekmek, 4 yemek kaşığı makarna, pirinç pilavı ve bulgur pilavına eşdeğerdir. Günlük denge bu oranlara göre ayarlanmalıdır.

    Karaciğeri korumak için ne yapmalı?
    Hepatit aşısını ihmal etmeyin: Karaciğer yetmezliklerinin en önemli sebeplerinden birisi olan hepatit virüslerinin bulaşma riski aşı sayesinde önlenebilir. Aşı yaptırarak bulaşıcı hepatit virüslerine karşı kendilerini koruma altına almayan kişiler, farkında olmadan Hepatit B ve C virüslerine yakalanabilir. Virüsler, kuaförlerde tıraş olurken, diş tedavisinde, çeşitli tedaviler sırasında temizliğine özen gösterilmeyen aletlere bulaşan kan aracılığı ile kişilere hiç tanımadıkları insanlarından bulaşabilir. Hepatit B ve C virüsleri uzun vadede yavaş yavaş ilerleyerek siroza, siroz ise karaciğer işlevini bozarak kronik karaciğer yetmezliğine neden olabilir.

    Alkolden uzak durun: Aşırı alkol tüketimi modern çağın en önemli karaciğer hastalıklarının sebeplerinin başında gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün limitini belirlediği alkol oranı aşıldığı andan itibaren karaciğer zarar görmeye başlamaktadır. Alkol, zamanla kişinin yaşam kalitesini de bozarak siroza ve karaciğer yetmezliğine neden olmaktadır. Sirozun neden olduğu karaciğer yetmezliğinin tek tedavisi de organ naklidir.

    Kilo almamaya özen gösterin: İnsanlar sağlıklıyken karaciğerini nasıl koruyacağını ya da nasıl zarar verdiğini düşünmemektedir. Ne zaman ki karaciğer değerleri yükselmeye başlar o zaman mucize yiyecekler ya da ilaçlar aranarak karaciğerler korunmaya çalışılır. Oysa kişiler sağlıklıyken düzenli beslenerek aşırı kilo almadan karaciğerlerini koruyabilir. Çünkü düzensiz beslenme aşırı kilolara neden olarak karaciğer yağlanmasına, bu da ilerleyen dönemlerde karaciğer yetmezliğine neden olabilmektedir.

    Zehirli mantarlara dikkat edin: Bilinçsiz tüketilen mantar her insanda karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Her yıl çok sayıda insan mantar zehirlenmesi nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Zehirli mantarı diğerlerinden ayırt etmek zor olduğu için kültür mantarı dışında doğadan toplanan mantarın tüketilmemesi gerekmektedir.

    Doğuştan gelen hastalıkları ihmal etmeyin: Genç yaşta ortaya çıkan karaciğer yetmezlikleri doğuştan gelen demir, bakır ve metabolizma bozukluklarıdır. Genetik bozukluk gibi nedenlerle erken yaşta ortaya çıkan karaciğer yetmezliklerine karşı erken teşhis hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle bu tür genetik hastalıkları olanların hastalıklarını kontrol altında tutarak ihmal etmemesi gerekir.

    Fibroscan nedir?

    Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji-Hepatoloji Bölümü’nde sahip olduğumuz FIBROSCAN(VCTE)/CAP cihazı karaciğer yağlanması ve fibrozisi başarılı derecede ölçen bir cihazdır. Hasta  dostu (“patient friendly”), ağrısız, zahmetsiz ve  kolay uygulanan son derece etkili yöntemle bir çok hastada gereksiz yere invazif bir işlem olan karaciğer biyopsisi yapılmasına  engel olmakta, normal veya hafif karaciğer hastalığı  ile ileri derecede fibrozisi veya sirozu olan ciddi hastayı %90’ın üzerinde bir doğrulukla ayırt edilir. Genel olarak MetS olan hastalarda steatohepatit ve fibrozis olma ihtimali daha yüksektir ve fibrozis açısından bu hastalar daha özenli değerlendirilmelidir.  Aslında klinik pratikte karaciğer biyopsisi sık başvurulan bir yöntem değildir. Noninvazif testler tercih edilir. Genellikle alkol dışı karaciğer yağlanması ile birlikte diğer bir karaciğer hastalığı (viral, ilaca bağlı, otoimmun veya metabolik) söz konusu ise ayırıcı tanı için, ya da ilaç tedavisi araştırmalarında etkinliği ölçmek amacıyla protokol biyopsisi olarak yapılır. Onun dışında gereksizdir.

    Metabolik sendromu olmayan, normal veya düşük kilolu hastalarda da karaciğer yağlanması olabilir mi?

    Evet normal kilolularda da alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı olabilir. Bunlara Ingilizce literatürde “Lean NAFLD or NASH”  denilmektedir. Lean; cılız, yağsız, ince, çelimsiz anlamına gelen bir kelimedir. Vücut kitle indeksi normal olan kişilerde görülebilir ama daha az görülür. Ortalama sıklığı % 10 civarındadır. Yapılan incelemelere göre obes ve zayıf ADYKH olanlarda kilo farklılığı dışında, benzer metabolik bozukluklar vardır ve her iki grupta da kardiyovasküler ölüm oranlarında artış benzerdir. Çoğu kez sorun olan viseral obezite ve insülin direncidir. Bu hasta grubunda genetik bazı farklılıkların olabileceği düşüncesi ile araştırmalar yapılmaktadır. “Lean NAFLD” hastalarında hastalık kilolulara göre çoğu kez daha ciddi seyirlidir ve biyopside steatohepatit ve fibrozis saptama oranı daha yüksektir; ortalama % 50’dir. Kilo normal olsa da bu hastaların 1/3 ile yarısında hipertansiyon ve hiperlipidemi söz konusudur. Bir diğer ilginç ancak önemi bilinmeyen bulgu normal kilolu alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı olanlarda hemoglobin düzeyi yüksekliğidir.

    Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığında genetik önemli mi?

    Karaciğer yağlanmasının birinci derecede akrabalarda normal popülasyonda sık olabildiği belirtilmiştir. Daha ciddi hastalık fenotipini belirleyen genotiplerle ilgili mutasyon araştırmaları devam etmektedir. Adiponutrin bu konuda üzerinde en çok çalışılan hedef konumundadır.  Giderek artan şekilde alkol dışı karaciğer yağlanması gençler, adölesanlar ve hatta çocuklarda da görülmektedir. Erkeklerde daha sıktır.

    Karaciğer yağlanması için Akdeniz tipi beslenme nedir?

    Esası zeytin yağı, bol sebze, ölçülü meyve yanı sıra et olarak ağırlıklı balık ve tavuk, kısıtlı yağsız dana eti, az tuz ve tat verici olarak bitkisel baharatlar, soslar olarak özetlenebilir. Tereyağı ve diğer katı yağlar istisnai olarak kulanılmalıdır.  Süt ve süt ürünleri (özellikle yoğurt ve peynirler) yarı yağlı veya az yağlı tercih edilmelidir. Yumurta serbesttir. Ekmek olarak tam buğday ekmeği, esmer ekmek önerilir. Kurutulmuş buğday, bulgur tüketilebilir.   Sebzeler çiğ (öğlen akşam mutlaka zeytinyağlı salata, kahvaltıda taze sebzeler) ve pişmiş (her türlü sebze yemekleri, ağırlıklı zeytinyağlı ve arada biryağsız dana  etli/kıymalı olabilir) olarak sınırsız tüketilebilir. Uskumru, hamsi, sardunya, somon, tuna, çipura, levrek ve alabalık aynı zamanda omega-3 yağ asidlerinden zengindir ve vücuttaki iltihabi aktiviteyi baskılar. Bu önemlidir çünkü alkol dışı karaciğer yağlanmasında sıklıkla obeziteye bağlı düşük profilli bir iltihabi aktivasyon söz konusudur. Az tuz, minimum katı yağ, minimum şeker kuralına uyulmalıdır.  Günde 2-3 kap işlenmemiş filtre kahve ve Türk kahvesini de unutmayalım… Tercihan alkol alınmamalıdır. Eskiden kadınlarda 1 ünit (10 gr pür alkol), erkeklerde 2 ünit (20gr pür lakol) alkollü içecek (tercihen kırmızı şarap) akdeniz diyetinin bir parçası olarak önerilirdi. Günümüzdeki yaklaşım alkol hiç alınmamalı, ya da seyrek ve en az miktarda alınmalıdır şeklindedir.

    Karaciğer yağlanmasında ilaç tedavisi nasıl olmalı?

    STATİNLER: Hiperlipidemisi olanlarda kolesterol ve trigliserid düzeyini azaltıcı ialçların kullanılmasından kaçınılmamalıdır. Hekimler genel olarak stetaohepatite bağlı karaciğer testleri yüksek kişilerde özellikle statinleri (kolesterol düşürücü ilaçlar grubu) kullanmaktan çekinirler. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Tam aksine, hiperlipidemi alkol dışı karaciğer yağlanmasına katkıda bulunan bir faktör ise özellikle statinler ile tedavi edilmelidir. Statin başlandıkatn bir ay ve 3 ay sonra karaciğer testleri kontrolü yapılarak tedavi sürdürülür. Üstelik statinlerin bağımsız olarak karaciğer fibrozisini azaltıcı ve komplikasyonları (özellikle siroz ve HSK gelişimini) önleyici etkileri söz konusudur.Bundan yararlanılmalıdır. Tek başına veya kolesterol ile birlikte trigliserid düzeyinin  belirgin yüksek olması durumunda fenofibrat ve bezofibrat gibi ilaçların alınması yararlı olabilir.

    METFORMIN: Metformin düzenli alındığı zaman insülin direncini azaltır, ALT ve AST düzeylerinde azalma sağlar, tip II diyabet kontrolüne katkıda bulunur. Ancak karaciğer histolojisinde düzelmeye yol açtığı (steatohepatit ve fibroziste azalma)  gösterilememiştir.  Ben yine de İnsülin direnci ve gliseminin kontrolü içi fazla kilolu, obes ADYKH hastalarında kullanılması yararlı olur kanaatindeyim. Ayrıca komanse (karaciğer yetersizliğine kadar ilerlememiş) karaciğer hastalarında kullanılmasının ek bir risk oluşturmadığı bilinmelidir.

    VİTAMİN E:Antioksidan etkili vitamin E ile ilgili farklı yorumlar ve uygulamalar söz konusudur. Özet olarak yüksek dozlarda olası yan etkilerinden dolayı alkol dışı karaciğer yağlanmasında düşük dozlarda (≤400 U/gün) dozunda kullanılması emniyetlidir ve belirli yararlar sağladığını gösteren araştırmalar vardır. Diğer ilaçlarla birlikte alınabilir.

    PIOGLITAZONE: Thiazolidinediones grubunda yer alan bu ilaç bir nüklear transkripsiyon faktörü olan adiponutrini  (PPAR-ɣ; Peroxisome Proliferator-Activated Receptor Gamma) inhibe ederek glikoz ve lipid metabolizması yanısıra vasküler biyoloji ve inflamasyona da etki eder. Obez ve tip2 diyabetli hastalarda adipoz doku disfonksiyonunu ve insülin direncini düzeltici etkisi söz konusudur. Tek başına  veya E vitamini (800 IU/gün dozda) ile birlikte piaglitazone tedavisinin steatofibroziste düzelme sağladığı bu sebeple biyopsi ile tanı konmuş  fazla kilolu, tip II diyabetli ve insülin direnci ile brilikte olan steatohepatit ve fibrozisli  (NASH) hastalarda kullanılabileceği belirtilmiştir.

    “GLUCAGON-LIKE PEPTIDE-1 (GLP-1)” ANALOGLARI:  GLP-1 analogları ile ilgili yeterli çalışma yoktur. Liraglutid; gerek tip II DM olan ve obes hastalarda veya sadece obes ve insülin direnci olan (diyabet olmayan) hastalarda hergün derialtı injeksiyon şeklinde uygulanan bir ilaçtır. Gastrointestinal yan etkilerinin de katkısıyla kilo kaybını kolaylaştırır, steatohepatitte gerileme, fibroziste stabilizayon sağlar. Bu grupta daha çok ilaç geliştirlmesi söz konusudur. Sonuçları beklenmektedir.

    Dünyada henüz FDA (Food and Drug Administration) tarafından onaylanmış ve alkol dışı karaciğer yağlanması (özellikle steatohepatit) tedavisi için onaylanmış bir ilaç yoktur. Ancak bir çok farklı mekanizmalarla ilgili çok sayıda ilaçla yapılan faz çalışmaları devam etmektedir. Bunlardan bir çoğu ile (örneğin elafibranor, obeticholic acid, selonsertib, cenicriviroc vb) yeterli etki sağlanamamıştır.

    Karaciğer yağlanmasında ameliyat önerilir mi?
    Bariatrik cerrahi ve endoskopik tedaviler; özellikle obez hastalarda etkili kilo azalmasını sağlamak için endoskopik tedaviler; mideye yerleştirilen balonlar, mide çıkışına botox injeksiyonu, endoskopik tüp mide (sleeve gastrectomy), , endoskopik ince barsak by-pass işlemi ve endoskopik duodenal mukozanın yenilenmesi (“resurfacing”) şeklinde sıralanabilir. Bazı işlemler daha yenidir ve yeterince deneyim yoktur. İleri obes (VKİ>40kg/m2) ve yandaş hastalıkları (tip 2 DM, hipertansiyon) olan ADYKH (steatohepatit/kompanse siroz) hastalarında tüp mide (“sleeve gastrectomy”) ve gastrik – intestinal by-pass ameliyatları etkili yöntemlerdir.

    Karaciğer yağlanmasının sıklığı ve önemi nedir?

    Alkol dışı karaciğer yağlanmasının dünyadaki görülme sıklığı % 25 olup, bu oran Orta Doğu bölgesinde % 32, Güney Amerika’da % 31, Kuzey Amerika ve Avrupa’da % 25 ve Afrika’da % 15 civarındadır.Ülkemizde obezite sıklığı % 35 civarındadır ve alkol dışı karaciğer yağlanması sıklığı % 30 olarak belirtilmektedir. Vücut kitle indeksi sırasıyla  >25kg/m2ve >30 kg/m2olan fazla kilolu ve obes hastalarda ultrasonografi ile saptanan yağlı karaciğer sıklığı %65 ve %90 civarındadır. Tip 2 diyabet (DM) (şeker hastalığı) olanlarda yağlı karaciğer sıklığı % 70’tir.  Obezite, tip II diyabet, hipertansiyon ve kanda kolesterol ve/veya trigliserid yüksekliği bir arada olduğu zaman Metabolik Sendrom) daima alkol dışı karaciğer yağlanması vardır ve bu hastalar daha dikkatle değerlendirilmelidir. Bugün için alkol dışı karaciğer yağlanması dünyada en sık görülen karaciğer hastalığıdır. Özellikle karaciğerde iltihap ve bağ dokusu artışı ile birlikte olan ilerleyici formunda (Alkol Dışı Stetaohepatit-Fibrozis) karaciğer sirozuna ilerleme riski % 30 gibi yüksek oranlardadır. Son yıllarda hepatit B’nin az görüldüğü, hepatit C’nin küratif tedavilerle öneminin görece azaldığı Kuzey Amerika ve Avrupa’da karaciğer sirozu ve  kanserinin ve karaciğer naklinin en sık sebebi (%30-40 civarında) alkol dışı karaciğer yağlanmasıdır. Ülkemizdeki yayınlarda  bu oran %20 civarındadır. Bu sebeple son derece önemli bir sağlık sorunudur.

    memorial.com.tr

    Yorumlar

    Yorum Yap

    Endişe etmeyiniz, E-Posta adresiniz yorumda görüntülenmeyecektir *

    Kayıt Başarılı! Yorumunuz için teşekkür ederiz.
    Alanlardan birini boş bırakmış veya çok hızlı gönderiyor olabilirsiniz